<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-19129094</id><updated>2012-01-03T12:30:54.138-08:00</updated><title type='text'>focusdergisi</title><subtitle type='html'>Popüler bilim ve kültür dergisi FOCUS'un "mutfağından" haberler.
Teknolojik gelişmelerin perde arkası...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://focusdergisi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://focusdergisi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>engin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_c8S07MpMRJE/TFflhax5otI/AAAAAAAABss/XNdx80pE8Xc/S220/kucukkucukbey.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>17</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19129094.post-113243085003742458</id><published>2005-10-16T12:37:00.000-07:00</published><updated>2005-11-19T12:12:21.963-08:00</updated><title type='text'>Gözlüklerin evrimi</title><content type='html'>&lt;p&gt;       &lt;/p&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/xyz%20optics.jpg"&gt;&lt;img style="" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/xyz%20optics.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar NBA'in en sorunlu oyuncularından &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Charles Oakley&lt;/span&gt;'yi hatırlamayan var mıdır? Büyük bir ribaund ustası olan Oakley'in en büyük handikaplarından birinin "miyopluğu" olduğunu biliyor musunuz peki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol, basketbol gibi birebir mücadeleye dayanan sert sporlarla uğraşanlar arasında çok sayıda "miyop" sporcu var. Frank de Boer, Edgar Davids, Tanju Çolak bunlardan bazıları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem sahada hem de normal hayatında kullanabileceği bir gözlük arayan Charles Oakley, istediği özelliklere sahip bir gözlük bulamayınca aklına bunları üretmek ve pazarlamak gelmiş. Ünlü basketbolcununun kendi adını verdiği &lt;a href="http://oakley.com/"&gt;Oakley&lt;/a&gt; markası, bugün dünyada gözlüğe en çok Ar-Ge yatırımı yapan şirketlerden biri. Yeni teknolojik özelliklerle tasarımlarını her yıl biraz daha geliştiren Charles Oakley, dünyanın en sıradışı gözlüklerini üretiyor bugün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/mermi%20testi.jpg"&gt;&lt;img style="" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/mermi%20testi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm Oakley gözlükleri, 3,5 metreden ateş eden bir tüfeğin saçtığı saçmalara ya da saniyede 175 km hızla gelen bir mermi çekirdeğine karşı dayanıklı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kurşun geçirmeyen gözlük" kulağa gereksiz bir özellik gibi gelse de, sportif aktivite sırasında aynı etkiyi yaratan darbelerle sporcular karşı karşıya. Oakley'in bunu kanıtlayan en sıradışı testlerinden biri, "&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;High Mass Impact&lt;/span&gt;" simülasyonu. Mountainbike yarışlarında öndeki bisikletin tekerleğinden fırlayan küçük bir çakıl taşı ve kayakla hız yarışmalarında sporcunun basit bir bal arısı ile çarpışması, aynı etkiyi yaratabiliyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oakley gözlükler üzerlerindeki &lt;a href="http://oakley.com/technology/lens_tints/"&gt;Iridyum kaplamalı UV filtresi&lt;/a&gt;, polarize odaklama, &lt;a href="http://oakley.com/technology/lens_clarity/"&gt;XYZ Optics&lt;/a&gt; gibi teknolojilerle atmosferin görme yetimizde yarattığı yanılsamaları da engelliyor. Bir başka deyişle, okçuluk ve atıcılık sporcuları için, normal gözle görebileceklerinden çok daha "net bir görüntü" sağlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/oakley%202%20thumb.jpg"&gt;&lt;img style="" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/oakley%202%20thumb.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarda resmini gördüğünüz Thumb2 isimli modelin en sıradışı yanıysa, tüm bu teknolojik özelliklere 1 GB depolama hafızası olan bir MP3 çaları eklemiş olması! 449 dolarlık bir etiketle satışa çıkan Thumb2, Amerika'da bu aralar en çok satan gözlük modeli.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19129094-113243085003742458?l=focusdergisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://focusdergisi.blogspot.com/feeds/113243085003742458/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19129094&amp;postID=113243085003742458' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113243085003742458'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113243085003742458'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://focusdergisi.blogspot.com/2005/10/gzlklerin-evrimi.html' title='Gözlüklerin evrimi'/><author><name>engin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_c8S07MpMRJE/TFflhax5otI/AAAAAAAABss/XNdx80pE8Xc/S220/kucukkucukbey.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19129094.post-113324990227643770</id><published>2005-10-14T21:29:00.000-07:00</published><updated>2005-11-28T23:38:22.280-08:00</updated><title type='text'>Vampirler, Porfiria ve Çarpıtmaktan Kendimizi Alamadığımız Bilimsel Bilgiler</title><content type='html'>&lt;p&gt;       &lt;/p&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7849/1261/1600/Vampire.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7849/1261/320/Vampire.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıya “&lt;em&gt;Vampir inanışının ortaya çıkış sebebi, aslında &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;porfiria&lt;/span&gt; ismi verilen ender bir hastalıktı.&lt;/em&gt;” diye başlasam oldukça ilgi çekerdi sanırım. Üstelik bu cümlemi destekleyecek, pek çok veriye de sahipsem... Hatta bir önceki gün koskoca bir Amerikalı profesörün ağzından işte tam da şu cümleleri duymuşsam:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“&lt;em&gt;Porfiria hastalarında görülen hemoglobin eksikliğine bağlı kansızlık, eski çağlarda bazı hastaların kan içmelerine sebep oluyordu. Porfiria aynı zamanda hastaların dış görünüşlerine de etki ediyordu: derinin çok soluk renkli görünmesi, ışığa duyarlılık, hastalık sebebiyle floresan özellikte bazı maddelerin dişlerde birikmesi ve diş etlerinde aşırı çekilmeler... Sanırım vampirlerin nereden geldiğini çözdünüz bile&lt;/em&gt;.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet harika bir konu bu. Efsanelerin ardında yatan bilimsel gerçekler... Bununla birlikte biraz araştırınca çok ilginç bir tabloyla karşılaştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Vampir&lt;/span&gt; mitine sebep olan şeyin aslında bir hastalık olması pek çok yerde ilgi çekici bilimsel bir gerçek olarak insanlara sunulmuş (bizzat biyokimya profesörü bile yaptı bunu). Hem de kan içmelere, soluk benizlere, sivri dişlere bir bir açıklama getirilerek. Fakat biyolojiden biraz anlayan bir insan olarak okuduklarımda tutarsızlıklar olduğunu farkettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vampirlerle &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;porfiria&lt;/span&gt; hastalığı arasındaki bağı ortaya ilk olarak 1985 yılında biyokimyacı &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;David Dolphin&lt;/span&gt; atmış. Bakalım Dolphin'in çarpıtmaktan kendisini alamadığı bilimsel bilgiler ile gerçekler arasında nasıl bir fark var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolphin'in ortaya attıkları şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Porfiria hastaları gün ışığına aşırı duyarlı oldukları için, güneş ışığına en küçük bir maruz kalma bile vücutlarında ciddi şekil bozukluklarına yol açabiliyor. Bu bozukluklar arasında yüz derisinde çatlamalar, burnun ya da parmakların düşmesi, dudakların aşırı gerginleşmesi ve diş etlerinin çekilmesi sonucu dişlerin aşırı sivri görünmesi gibi durumlar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Ağır porfiria hastaları güneş ışığından korunmak için, aynı &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Dracula&lt;/span&gt; gibi, sadece geceleri dışarı çıkıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) Günümüzde porfiria, kanda eksik olan maddelerin hastalara enjekte edilmesiyle tedavi edilebiliyor. Fakat yüzyıllar önce insanlar kendilerini tedavi etmek için kan içiyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4) Sarımsak, porfiria semptomlarının ağırlaşmasına sebep olan kimyasal maddeler içeriyor. Bu yüzden porfiria hastaları -aynı vampirler gibi- sarımsaktan sakınıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlginç değil mi? Fakat ne yazık ki gerçekler başka:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Öncelikle &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;porfiria&lt;/span&gt;nın pek çok farklı çeşidi var. Bunlardan sadece, en ender rastlanılan &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;k&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;onjenital eritropoietik porfiria&lt;/span&gt; ciddi vücut bozukluklarına sebep oluyor. Bir kaynakta, şimdiye kadar rapor edilmiş böyle 200 vaka olduğu belirtilmiş. Bu sayının vampir mitlerine yol açmaktan çok uzak olduğu aşikar. Durum ne olursa olsun, 18. yüzyılda vampir olduğu iddiasıyla cesedi mezarından çıkarılan kişilerin hiç biri, tabi ki ölü olmaları dışında, tipik olarak bir görüntü bozukluğuna sahip değildiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Vampirlerin güneş ışığını sevmedikleri fikrini ilk ortaya atanların roman yazarları olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü 18 ve 19. yüzyıllar sırasında Avrupa'da vampirlere gündüzleri rastlandığına ilişkin söylentiler var. Ayrıca her ne kadar &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Bram Stoker&lt;/span&gt;'in &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Dracula&lt;/span&gt;'sı ölü gibi(!) bembeyaz bir deriye sahip olsa da, &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Balkanlar&lt;/span&gt;'da &lt;em&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;al yanaklı&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; tasvir edilen vampirlere rastlıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) Yukarıdaki iki şık belki tartışmaya ve yoruma açık olabilir ama &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Dolphin&lt;/span&gt;'in en çok açık verdiği nokta işte burası. Vücudumuz, sindirim sistemimize giren her türlü besini genellikle en küçük yapı taşına parçayıp daha sonra bu yapı taşlarından kendi karmaşık moleküllerini yapar. Porfiria hastalarının kanında eksik olan karmaşık molekülün, kan içerek vücuda kazandırılmasına imkan yok çünkü kanda bulunan her molekül midede ve bağırsaklarda &lt;em&gt;sindiriliyor&lt;/em&gt;. Zaten dikkat edilirse ortaya atılan iddia, günümüzde porfirianın, hastalara kanda eksik olan maddenin doğrudan "&lt;em&gt;enjekte edilmesiyle&lt;/em&gt;" tedavi edildiği bilgisini içerdiği için bir bakıma kendi kendini çürütüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4) Son olarak &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;sarımsak&lt;/span&gt;ta porfiriaya kötü gelen bir maddenin varlığı şimdiye kadar ispatlanmış değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Dolphin, öykünün çekiciliğinden ya da böyle bir açıklamayı ortaya atmanın ona sağlayacağı popülarite düşüncesinden kendisini almamış olacak ki, göz göre göre yalan söylemiş.&lt;br /&gt;Daha kötüsü özellikle üçüncü iddiayı çürütmek için gerekenlerin lise biyolojisi kitaplarında yazıyor olması. Bununla birlikte vampir mitine porfiria hastalarının sebep olduğu öyküsüne en güvenilir web siteleri bile, iddiaları yeterince sorgulamadan yer vermişler. Gerçi biyokimya profesörlerinin bile kendilerine bu konuda hakim olamadığını düşünürsek, ortada suçlayacak pek kimse kalmıyor gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;vampir&lt;/span&gt;lere gönül rahatlığıyla inanmaya -en azından şimdilik- devam edebilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19129094-113324990227643770?l=focusdergisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://focusdergisi.blogspot.com/feeds/113324990227643770/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19129094&amp;postID=113324990227643770' title='61 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113324990227643770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113324990227643770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://focusdergisi.blogspot.com/2005/10/vampirler-porfiria-ve-arptmaktan.html' title='Vampirler, Porfiria ve Çarpıtmaktan Kendimizi Alamadığımız Bilimsel Bilgiler'/><author><name>engin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_c8S07MpMRJE/TFflhax5otI/AAAAAAAABss/XNdx80pE8Xc/S220/kucukkucukbey.jpg'/></author><thr:total>61</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19129094.post-113325008116205265</id><published>2005-10-09T19:41:00.000-07:00</published><updated>2005-11-28T23:41:21.163-08:00</updated><title type='text'>Esnek ekranlar</title><content type='html'>&lt;p&gt;       &lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/siemens%20flexible%20screen.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/siemens%20flexible%20screen.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Katlanabilir, esnek ekranlar ne zaman evlerimize girecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuyu çok ciddi bir şekilde ele alan Philips ve E-Ink, plastik filmden yapılma ekranları kısa zamanda piyasaya sürmeye söz verdi. Philips konuyla ilgili bir şirket kurdu bile: &lt;a href="www.polymervision.com"&gt;www.polymervision.com&lt;/a&gt;. Bu firma, sadece meraklısına, yılda 5.000 adeti aşmamak üzere “özel sipariş”, uçuk elektronik cihazlar imal etmeye hazırlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik mürekkeple “kaplanmış” katlanabilir ilk kuşak siyah-beyaz ekranların 71x96 milimetre boyutlarında üretilmesi düşünülüyor. Bunlar 25 mikron kalınlığında bir transistor katmanından ve 200 mikron kalınlığında elektronik mürekkep tabakasından oluşacak. Bu ilk esnek ekranlar üç kâğıt yaprağından ince olacak ve 320x240 piksel çözünürlüğe erişecek. Ar-Ge mühendisleri, bu teknolojiyi öncelikle daha düşük gereksinimlere sahip olan cep telefonlarına taşımayı, ardından dizüstü bilgisayar ve tablet PC’lerde yer alacak katlanabilir ekranların üretiminde kullanmayı tasarlıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Philips’in gözü, asıl, elektronik mürekkep kullanan renkli esnek ekranlarda. Philips yöntem olarak, renkli elektronik mürekkeplerin geliştirilmesine yoğunlaşmayı tercih ederken; Philips’in rakipleri daha da devrimci bir teknoloji olan OLED’leri (Organik Işık Yayan Diyotlar) araştırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OLED’leri, yani organik LED’leri, 15 yıl önce Cambridge Üniversitesi’nden Doç. Richard Friend geliştirmişti. Friend, elektrik akımı verilen organik diyot katmanlarının çeşitli renklere bürünebileceğini, ta o günlerde göstermişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Bukalemun askerler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Peki, bu alternatif teknolojinin ne türlü avantajları var? Bir kere, sıvı kristal ekranlardan daha parlak bir görüntü sunan OLED’ler, daha ince ve çok daha az enerji harcıyor. Ayrıca, iki narin cam plaka arasına sıvı kristali sandviç yapmak gerekmediğinden çok daha sağlam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahminlerin aksine, seri üretime geçilmesi halinde, çok ucuza mal edilebilecek olan OLED’lerin en büyük avantajı, şehir elektriğine ihtiyaç duymayacak kadar düşük enerji kaynakları ile çalışabilmesi. Elektrik kesildiğinde, OLED’leri yakmak için küçük bir jeneratör yeterli oluyor. Hemen her şekle giren OLED’ler uçuk tasarımlara izin verdiğinden pek çok ihtiyacı karşılıyor. Nitekim, Amerikan ordusu, Arizona Devlet Üniversitesi’ne 50 milyon dolarlık bir Ar-Ge bütçesi yarattı ve karşılığında bukalemun gibi renk değiştiren askeri kamuflajlar bekliyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/polymervision.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/polymervision.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;OLED’ler bize katlanabilen bir gelecek vaat ediyor. LCD’lerden daha yüksek bir dikey tazeleme oranıyla işleyen OLED’ler, gözü yormayan yepyeni “incecik ekranlar” anlamına geliyor. Örneğin, uçakta dokunmatik ekranı dizinize serer ve film izlersiniz! Bu yeni bilgisayarların sadece kalın ekranlara değil, kablolara da ihtiyacı kalmayacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayar ekranlarının yanı sıra, işlemcileri de esnetebilir miyiz? Dünyanın bütün elektronik devre şirketleri artık buna yönelik çalışmalar yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tümüyle esnek bir bilgisayarın sırrı, elektronik devreleri plastik filme basmakta yatıyor. İşlemcileri kâğıt gibi basabilmek, bilgisayarların daha da yaygınlaşması anlamına geliyor. Bunlara, son kullanma tarihini geçen besinler için renk değiştiren ambalajlar, ölçüsüzce kullanıldığını doktora haber veren ilaç kutuları ve elbise niyetine giyilen bilgisayarlar da dahil...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19129094-113325008116205265?l=focusdergisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://focusdergisi.blogspot.com/feeds/113325008116205265/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19129094&amp;postID=113325008116205265' title='359 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113325008116205265'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113325008116205265'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://focusdergisi.blogspot.com/2005/10/esnek-ekranlar.html' title='Esnek ekranlar'/><author><name>engin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_c8S07MpMRJE/TFflhax5otI/AAAAAAAABss/XNdx80pE8Xc/S220/kucukkucukbey.jpg'/></author><thr:total>359</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19129094.post-113242834182523723</id><published>2005-09-30T00:10:00.000-07:00</published><updated>2005-11-19T11:25:41.833-08:00</updated><title type='text'>JetConcept</title><content type='html'>&lt;p&gt;       &lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/ucan%20hollandali.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/ucan%20hollandali.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Adidas'ın &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;JetConcept&lt;/span&gt; adlı yüzücü giysisi hem sudan kaynaklanan sürtünmeyi azaltıyor hem de yüzücünün suyu daha iyi yarmasını sağlıyor. Giysideki özel "kılçıklar" suyu yönlendiren birer kanal işlevini görüyor ve suyun yüzücünün sırtından kolayca akmasını sağlıyor. Sonuç, yüzücülerin daha hızlı yüzmesi ve yüzerken daha az yorulması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzücü Ian Thorpe, Adidas'ın JetConcept'ini 1999'da giymeye başladı. Çok iyi bir yüzücü olmasının yanı sıra biraz da teknoloji sayesinde Sydney Olimpiyatları'nda üç altın, iki gümüş kazandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giysi, bir yüzücünün &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;yüzde 8&lt;/span&gt; yavaşlamasına yol açan suyun sürtünme katsayısını azaltmakla kalmıyor. Aynı zamanda suyun yüzücünün gövdesinden kolayca akmasını sağlıyor ki, bizzat suyun akış şekli bir sporcunun &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;yüzde 58&lt;/span&gt; hız kaybından sorumlu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;JetConcept günümüz sivil uçaklarının gövdesi ve kanatlarında bulunan V şekilli oluklardan yararlanıyor. Nitekim yukardaki resim, 1/10 ölçekli süpersonik uçak maketlerinin aerodinamik testlerinin yapıldığı rüzgâr tünelinde çekildi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255); font-size: 85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Kaynak:&lt;/span&gt; Rüzgârla Yarışanlar, Focus Ağustos 2004&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19129094-113242834182523723?l=focusdergisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://focusdergisi.blogspot.com/feeds/113242834182523723/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19129094&amp;postID=113242834182523723' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113242834182523723'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113242834182523723'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://focusdergisi.blogspot.com/2005/09/jetconcept.html' title='JetConcept'/><author><name>engin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_c8S07MpMRJE/TFflhax5otI/AAAAAAAABss/XNdx80pE8Xc/S220/kucukkucukbey.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19129094.post-113242849583396060</id><published>2005-09-29T00:12:00.000-07:00</published><updated>2005-11-19T11:28:15.836-08:00</updated><title type='text'>Türk askerinin "yeni piyade tüfeği"</title><content type='html'>&lt;p&gt;       &lt;/p&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/kovan%20atimi.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/kovan%20atimi.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-size: 78%;"&gt;M-4 piyade tüfeği atış anında&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;İki gün önce ulusal gazetelerde çıkan bir &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=165179"&gt;haber&lt;/a&gt;, eminim askerliğini yapmış pek çok Türk gencinin dikkatini çekmiştir. Haber, Düzce'de dünyanın en büyük silah fabrikalarından birini kuran &lt;a href="http://www.sarsilmaz.com.tr/main.htm"&gt;Sarsılmaz&lt;/a&gt;'ın Colt ile ortaklaşa, Amerikan özel birliklerinin "&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;taktik stratejik tüfeği&lt;/span&gt;" M-4'ün Türkiye'de üretilmesi anlaşması imzalamasını gündeme taşıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, M-4 tüfeğini bu kadar özel kılan ne? Anlatalım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk ordusunun silah parkının ve mühimmatının modernleştirilmesi kapsamında başlatılan program çerçevesinde, eski ve ağır &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Heckler_%26_Koch_G3"&gt;G-3&lt;/a&gt;'lerin değiştirilmesine karar verilmişti. Türk ordusunun yeni piyade tüfeğini belirlemek amacıyla açılan ihaleye, aralarında Avusturya'dan &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Steyr_AUG"&gt;Steyr Aug&lt;/a&gt;, İsrail'den &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Galil"&gt;Galil&lt;/a&gt;, ABD'den &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/M16_%28rifle%29"&gt;M16A2&lt;/a&gt;, Almanya'dan HK-33, Fransa'dan &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/FAMAS"&gt;Famas&lt;/a&gt;, Singapur'dan Sar-80 model tüfekler katılmıştı. İhaleyi, en ucuz modellerden biri olan HK33 kazanması ve bu yeni tüfeklerin arazide çatışmaya giden erler tarafından beğenilmemesi, askeriye içinden şikayetlerin yükselmesine yol açmıştı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk ordusundaki yaklaşık 500.000 adet piyade tüfeğinin bir plan çerçevesinde yenilenmesini öngören modernizasyon projesi, MKE fabrikalarında lisansla üretilen 130.000 kadar &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;HK33&lt;/span&gt;'ün teslimatından sonra yeni alım yapılmaması ile "pratikte" durmuş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heckler Koch'un artık internet sitesine bile koymadığı HK33, değişen NATO konsepti çerçevesinde, düşmanı öldürmeyip yaralayarak, cephe gerisinde bu yaralının bakımı ile ilgilenen iki sağlam kişinin savaş alanından çekilmesini amaçlayan "&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;taktik stratejik&lt;/span&gt;" bir tüfek olmasına karşın, Güneydoğu'da PKK militanlarının kullandığı AK47'lere (Kalaşnikof) karşı zayıf kaldı. Türk Genelkurmayı'nın, HK33 gibi TSK ve MKE'nin mevcut teknolojik altyapısı ile kolaylıkla yapılabilecek bir modele lisans bedeli ödenmesinden de rahatsız oluyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada, Türk Genelkurmayı'nın Sarsılmaz'ı, Yunanistan gibi komşu ülkelerde kullanılan HK56'ya karşı koyabilecek ve güvenilirliğini dağlık ve ormanlık savaş ortamlarında kanıtlamış "&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;yeni nesil&lt;/span&gt;" bir piyade tüfeğinin üretimi için zorlamaya başladığı biliniyordu. İtalya'daki &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Bernardelli&lt;/span&gt; fabrikalarını satın aldıktan sonra İsrail'in &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Uzi&lt;/span&gt;'sini üreten fabrikaların tüm know-how'una da sahip olan Sarsılmaz'ın, bu nedenle Colt'u Türkiye'de üretim yapmaya ikna ettiği konuşuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle Genelkurmay bünyesindeki özel kuvvet ve birliklerin kullanımına yönelik üretilmesi beklenen M-4 piyade tüfekleri, bugün Amerikan ordusunda halen kullanılmakta olan &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;M16A2'&lt;/span&gt;lerin önemli oranda hafifletilerek geliştirilmiş bir modeli... M16A2'lerin 1.002 mm'lik boyuna karşılık 854 mm'lik uzunluğu, hafifliği ve sessiz çalışma özellikleriyle öne çıkan M4, daha güçlü optik özellikler, lazer ile hedefleme, gece görüş sistemleri gibi eklerle çok hızlı bir şekilde özelleştirilebiliyor. M-4'ün asıl üstünlüğü, &lt;a href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/9/90/SOPMOD_2-2005.jpg"&gt;SOPMOD&lt;/a&gt; (Special Operations Peculiar Modification) kitleri ile bu silahın son derece ölümcül bir silaha dönüşüm geçirebilmesinde yatıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2008'den itibaren Amerikan Ordusu, M4'leri de bırakarak &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/XM8_rifle"&gt;XM8&lt;/a&gt; adında yepyeni bir piyade tüfeğini kullanmaya başlayacak. Sarsılmaz, XM8'i de Türkiye'ye getirir mi dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/d/d1/Xm8_sideview.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/d/d1/Xm8_sideview.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19129094-113242849583396060?l=focusdergisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://focusdergisi.blogspot.com/feeds/113242849583396060/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19129094&amp;postID=113242849583396060' title='84 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113242849583396060'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113242849583396060'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://focusdergisi.blogspot.com/2005/09/trk-askerinin-yeni-piyade-tfei.html' title='Türk askerinin &quot;yeni piyade tüfeği&quot;'/><author><name>engin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_c8S07MpMRJE/TFflhax5otI/AAAAAAAABss/XNdx80pE8Xc/S220/kucukkucukbey.jpg'/></author><thr:total>84</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19129094.post-113242857701317786</id><published>2005-09-26T23:56:00.000-07:00</published><updated>2005-11-19T11:40:59.296-08:00</updated><title type='text'>Bir kapak nasıl devrilir?</title><content type='html'>&lt;p&gt;       &lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/kapak12.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/kapak12.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dergicilik keyifli bir iştir. Eğer siz de etrafınıza kitaplardan ve "gündüz gözüyle gördüğünüz" hayallerden bir dünya ördüyseniz ve yazmak artık sizin için vazgeçilmez bir tutkuya dönüştüyse, boşuna uğraşmayın... İçinizden gelen bu sesi dinleyin. İşletme, mühendislik, hukuk fakültelerini boşu boşuna okuyup, bir ömür boyu pişman olmayın. İlerde makine mühendisi ya da avukat olduğunuzda bile içinizden eksik olmayacak bir sızı olarak kalacaktır yazma dürtüsü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazarlığa giden en kısa yollardan biridir dergicilik. Bu uğurda sabahlara kadar çalışmak, aynı yazıyı baştan yazmak ve uykusuzluk çekmek gözünüzü korkutmuyorsa, kapımız sizin gibilere sonuna kadar açıktır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama önce gözünüzü biraz korkutalım. Dergicilikte çok iyi olduğunu sandığınız işler, siz göz açıp kapayıncaya kadar çöpe gider. Bazen daha iyisini çıkarabilmek için, ödemek zorunda olduğunuz bir bedeldir bu. Tıpkı, yukarıda gördüğünüz kapak gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukardaki kapağı, görsel yönetmenimiz Tarkan İkizler hazırladı. Aslında bu kapak, Tarkan'ın hazırladığı kapak alternatiflerinin ikincisiydi ve Macintosh'un ekranında büyütülüp tüm ekip ona baktığımızda o sayının &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;ışıltısını ve heyecanını&lt;/span&gt; yeterince yansıtamadığını hissettik. Sorun sadece "ışıltı" değildi elbette. Bu ilk taslağın içinde hem "&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Ulusal İşletim Sistemi&lt;/span&gt;" Pardus hem de "&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Kayıp Kentin Sokak Haritası&lt;/span&gt;" eki kaybolmuştu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarkan İkizler, üçüncü ve dördüncü kapakları da çizdikten sonra, bir beşincisinin daha denenmesine karar verildi. Aşağıda göreceğiniz &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;beşinci&lt;/span&gt; kapak çalışmasından sonra, hepimizin ağzından şu sözler döküldü: "Tamamdır bu iş..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/kapak%205.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 243px; height: 324px;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/kapak%205.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, sadece bu sayıda değil, neredeyse her ay yaşadığımız bir süreç! Tarkan'ın bu son resim için bir hafta içinde &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;22.500&lt;/span&gt; görsele baktığını söylesem, bilmem ne düşünürsünüz?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19129094-113242857701317786?l=focusdergisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://focusdergisi.blogspot.com/feeds/113242857701317786/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19129094&amp;postID=113242857701317786' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113242857701317786'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113242857701317786'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://focusdergisi.blogspot.com/2005/09/bir-kapak-nasl-devrilir.html' title='Bir kapak nasıl devrilir?'/><author><name>engin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_c8S07MpMRJE/TFflhax5otI/AAAAAAAABss/XNdx80pE8Xc/S220/kucukkucukbey.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19129094.post-113242936285355943</id><published>2005-09-25T11:52:00.000-07:00</published><updated>2005-11-19T11:42:42.856-08:00</updated><title type='text'>Kitap kazanan okurlarımız belli oldu!</title><content type='html'>&lt;p&gt;       &lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/waldsemuller.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/waldsemuller.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir süre önce Focus Blog'da açtığımız başlattığımız &lt;a href="http://focusdergisi.blogspot.com/2005/08/nc-yarmamz-balad.html"&gt;ödüllü yarışma&lt;/a&gt; sona erdi. Yarışmada, okurlarımıza "Bugün Amerika kıtasının 'doğum belgesi' olarak kabul edilen ve geriye kalan tek nüshası Ulusal Kütüphane'de saklanan haritanın adını" sormuş doğru cevabı veren 5, 15, 25, 35 ve 45'inci okurlarımıza kitap hediye etmeyi taahhüt etmiştik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru cevap, "c" şıkkı yani &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Waldseemüller&lt;/span&gt;'di. Waldseemüller'in yeni bulunan bu kıtaya "yanlışlıkla" Amerika demesinin ilginç bir hikâyesi var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1507 yılında, coğrafi keşiflerden son derece etkilenen Lorraine dükü, Saint Die kasabasında ünlü kâşiflerin seyahatnamelerini çoğaltacak bir matbaa kurdurmuştu. Dük, 1504 yılında, bu matbaanın başında özensiz bir marangoz olan Martin Waldseemüller’i getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dük, matbaada basılacak ilk kitapların bu seyahatnameler olması için Waldsemüller’e emir verdi. Martin Waldseemüller, bu seyahatnamelerin Latince'den çevirisini yapan Matthias Ringmann’ı yanına yardımcı olarak almıştı. Kötü ve metne ekler yapmayı seven bir çevirmen ile özensiz bir marangozun yapacağı hatalar silsilesi, dünya tarihini değiştirmişti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1500’lerin matbaa teknolojisinde ahşap kalıplar kullanılmaktaydı. Marangozun kalıplara oyarak yazdığı yer adı ve çizimlerdeki hatalar, geri alınamıyordu. Buna özensiz bir çevirmen olan Ringmann’ın katkıları da eklenince, bu matbaada basılan dünya haritasında ciddi hatalar yer almıştı. Hataların en ciddisi, hiç şüphesiz haritanın sol alt kısmında yer alan notta yer alıyordu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;“&lt;span style="font-style: italic;"&gt;... dördüncü kısım Americus Vespiccius tarafından keşfedildi. Bu nedenle bu bölgeyi Americus diye çağırmakta hiçbir sakınca görmüyorum. Ne de olsa buraları bulan büyük bir kültür adamı o. Kıta adları Asia, Europa gibi hep kadın ismi olduğuna göre buraya da America demeliyiz...&lt;/span&gt;”&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;1507’de 1.000 adet basılan ve dünyanın dört bir yanına dağılan Waldseemüller haritasındaki bu tarihi hata, sonraki basılan haritaları da etkileyecekti. 1513’e gelindiğinde, haritadaki pek çok hata düzeltilmiş ve “Yeni Dünya”nın üzerine bu kez “&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Terra Incognita&lt;/span&gt;” yani “bilinmeyen topraklar” yazılmıştı. Ama iş işten geçmişti bir kere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarışma sona erdi, ancak doğru cevaplar arasında sayım yaparken, kazananlar arasında, bir önceki yarışmamızda kitap kazanan Onur Akansel'in tekrar yer aldığını gördük. Olası bir yanlış anlamayı engellemek üzere, doğru cevabı veren &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;46. kişiye&lt;/span&gt; de bir kitap hediye etmeye karar verdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Talihlilerimizin isimleri şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zafer Karkaç&lt;br /&gt;Cem Aksakal&lt;br /&gt;İbrahim Bayraktar&lt;br /&gt;Cemil Cengiz&lt;br /&gt;Onur Akansel&lt;br /&gt;Fatma Hüma Özay Çelik&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19129094-113242936285355943?l=focusdergisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://focusdergisi.blogspot.com/feeds/113242936285355943/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19129094&amp;postID=113242936285355943' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113242936285355943'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113242936285355943'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://focusdergisi.blogspot.com/2005/09/kitap-kazanan-okurlarmz-belli-oldu.html' title='Kitap kazanan okurlarımız belli oldu!'/><author><name>engin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_c8S07MpMRJE/TFflhax5otI/AAAAAAAABss/XNdx80pE8Xc/S220/kucukkucukbey.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19129094.post-113242722296993499</id><published>2005-09-08T09:54:00.000-07:00</published><updated>2005-11-19T11:07:02.973-08:00</updated><title type='text'>Kötülük Tanrısı Hûrican</title><content type='html'>&lt;p class="western" style="margin-bottom: 0.2in;"&gt;Geçtiğimiz günlerde &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Focus Blog&lt;/span&gt;'a katılarak aileye geri dönüşüme eşlik eden, ama ilki gibi sevindirici olmayan başka bir olay daha vardı: &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Katrina Kasırgası&lt;/span&gt;.  &lt;/p&gt;  &lt;p class="western" style="margin-bottom: 0in;"&gt;Henüz kendisinden kaçıp &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Houston&lt;/span&gt;'a sığınmış ve Türkiye'ye dönmeye çalışırken, kasırgaya neden insan ismi konulduğunu merak edip araştırmış ve bununla ilgili ilk blog yazımı yazmaya karar vermiştim. Fakat günler geçip, bir süredir yaşamakta olduğum ve farketmeden çok da sevmeye başladığım &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;New Orleans&lt;/span&gt;'ta, sular çekilmek yerine yükselince beni acayip bir hüzün aldı. Böyle büyük bir felaketin ardından, kasırgaların isimlendirilişi gibi bir konudan bahsetmek bir anda bana duygusuzca göründü. Yine de, Focus'a ve geçici bir süreliğine Türkiye'ye dönmenin verdiği mutlulukla kendimi toparladım. Merak duygusu kasırga dinlemiyormuş. İşte size kasırgalarla ilgili ilginç birkaç bilgi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngilizce'de kasırga anlamına gelen &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;hurricane&lt;/span&gt; kelimesi, &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Karayipler&lt;/span&gt;'in kötülük tanrısı &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Hurican&lt;/span&gt;'dan türemiş. &lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Karayipler&lt;/span&gt;'de hoşnutsuzlukla anılan bu tanrının köklerini, &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Maya&lt;/span&gt;'ların yaratıcı tanrılarından biri olan ve okyanuslara üfleyip karaları oluşturduğuna inanılan &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Hurakan&lt;/span&gt;'dan aldığı düşünülüyor. Anlaşılan günümüzde işler biraz tersine dönmüş durumda. Sanrım tanrılar can sıkıntısından okyanusları karalara üflemeye başladılar.&lt;span style="font-size: 78%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Fırtına, kasırga gibi hava olaylarına genel olarak &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;siklon &lt;/span&gt;deniyor. Tropik bölgelerde oluşanlara ise tropik siklon adı veriliyor. Siklonlara &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Dennis&lt;/span&gt;, &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Katrina &lt;/span&gt;gibi insan isimleri verilmesinin sebebi ise, hem uzmalara, hem de halka kolaylık sağlamak. Çünkü bir fırtına hafta boyunca devam edebiliyor, ve aynı anda oluşan birkaç fırtına ya da kasırgayı birbirinden ayırmakta zorluk çekilmemesi için onları bu şekilde isimlendirmek en pratik çözüm olarak görülüyor. Dünyanın farklı bölgelerinde siklonları isimlendirmek için şimdiye kadar farklı ölçütler kullanılmış. Örneğin Kuzey Batı Pasifik'te oluşan siklonlar için insan isimleri yerine hayvan, bitki hatta yiyecek adları, kimi zaman çeşitli sıfatlar kullanılıyor. &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Atlantik Okyanusu&lt;/span&gt; ve &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Meksika Körfezi&lt;/span&gt;'nde oluşan (yani an itibariyle ilgi alanımıza giren) siklonlara ise erkek ve kadın isimleri veriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://cekirdek.uludag.org.tr/%7Emeren/ul/storms.jpg" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="western" style="margin-bottom: 0in;"&gt;Tropik siklonları 20. yüzyılın başlarında ilk kez Avustralyalı bir meteoroloji uzmanı bu şekilde isimlendirmiş. Kendisinin siklonlara sevmediği politikacıların isimlerini verdiği söyleniyor. Daha sonra 2. Dünya Savaşı sırasında Amerika Hava ve Deniz Kuvvetleri meteoroloji uzmanları siklonlara kız arkadaşlarının ya da eşlerinin isimlerini vermeye başlamışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsimlendirmeye ilişkin ilginç başka bir nokta da, artık bu isimlerin çok önceden belirleniyor olması. Yani &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Katrina &lt;/span&gt;kimsenin sevgilisi ya da karısı değil. Örneğin Meksika Körfezi'nde 2010'a kadar oluşacak siklonların isimleri belirlenmiş bile. İlginizi çekerse aşağıdaki linkte bölgelere göre tropik siklon isimlerinin listelerini bulabilirsiniz:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.aoml.noaa.gov/hrd/tcfaq/B2.html"&gt;http://www.aoml.noaa.gov/hrd/tcfaq/B2.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak, bana oldukça ironik gelen bir nokta, ABD'yi son iki yılda ciddi şekilde vurmuş olan iki kasırganın isimlerinin &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;İvan &lt;/span&gt;ve &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Katrina&lt;/span&gt; olması. Umarım Ruslar kasırgaların artık keyfi isimlendirilmediğini biliyorlardır.  &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19129094-113242722296993499?l=focusdergisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://focusdergisi.blogspot.com/feeds/113242722296993499/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19129094&amp;postID=113242722296993499' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113242722296993499'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113242722296993499'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://focusdergisi.blogspot.com/2005/09/ktlk-tanrs-hrican.html' title='Kötülük Tanrısı Hûrican'/><author><name>engin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_c8S07MpMRJE/TFflhax5otI/AAAAAAAABss/XNdx80pE8Xc/S220/kucukkucukbey.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19129094.post-113324877228133602</id><published>2005-08-31T10:14:00.000-07:00</published><updated>2005-11-28T23:20:30.860-08:00</updated><title type='text'>Üçüncü yarışmamız başladı !</title><content type='html'>&lt;p&gt;       &lt;/p&gt;&lt;a href="http://www.yenisayfa.com/pgs/prda/prd_detail.asp?fr_prdSID=GttGttVxsY"&gt;Prof. Dr. Selim Şeker / Anıl Korkut : Tehlikeli Oyuncak&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.yenisayfa.com/pgs/prda/prd_detail.asp?fr_prdSID=GttmmVxm"&gt;Anna Johann : Çocuklarım, Köpeğim ve Ben&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kitap-net.com/ayrinti2.asp?id=56968"&gt;Walter Lübeck : Paranın Tao’su&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.yenisayfa.com/pgs/prda/prd_detail.asp?fr_prdSID=nnldVx"&gt;Füsun Saka : Yeter ki Sen İste&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hepsiburada.com/productdetails.aspx?categoryid=9915&amp;productid=kokuyanus42"&gt;Ayşe Kora : ABD’de Eğitimin ABC’si&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FOCUS Dergisi yazarları, aşağıdaki soruyu doğru olarak cevaplayan 5, 15, 25, 35, 45'inci kişilere yukarıda listelenen kitaplardan birini hediye ediyor. İşte sorumuz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bugün Amerika kıtasının "doğum belgesi" olarak kabul edilen ve geriye kalan tek nüshası Ulusal Kütüphane'de saklanan aşağıdaki haritanın adı nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/amerikanin%20dogum%20belgesi.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/amerikanin%20dogum%20belgesi.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;form action="http://www.blogkardesligi.com/focus/KaydetBeni.php" method="post"&gt;&lt;br /&gt;Ad Soyad: &lt;input name="isim" type="text"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E-Posta: &lt;input name="eposta" type="text"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;input name="secenek" value="a" type="radio"&gt; Ortelius&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;input name="secenek" value="b" type="radio"&gt; Piri Reis&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;input name="secenek" value="c" type="radio"&gt; Waldseemüller&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;input name="secenek" value="d" type="radio"&gt; Ptolemaios&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;input name="submit" value="Gönder" type="submit"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/form&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;Cevabı dergide saklı.&lt;br /&gt;İyi şanslar...&lt;/div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19129094-113324877228133602?l=focusdergisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://focusdergisi.blogspot.com/feeds/113324877228133602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19129094&amp;postID=113324877228133602' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113324877228133602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113324877228133602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://focusdergisi.blogspot.com/2005/08/nc-yarmamz-balad.html' title='Üçüncü yarışmamız başladı !'/><author><name>engin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_c8S07MpMRJE/TFflhax5otI/AAAAAAAABss/XNdx80pE8Xc/S220/kucukkucukbey.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19129094.post-113324894131855070</id><published>2005-08-30T15:45:00.000-07:00</published><updated>2005-11-28T23:22:21.320-08:00</updated><title type='text'>"Her köyün bir delisi, iki definecisi var!"</title><content type='html'>&lt;p&gt;       &lt;/p&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/2005%20eylul%20kapak.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/2005%20eylul%20kapak.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün Türkiye’de, yaklaşık &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;3.000&lt;/span&gt; antik kent, &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;20.000&lt;/span&gt; höyük, &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;25.000&lt;/span&gt; tümülüs olduğu biliniyor. İslamiyet öncesine ait de &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;25.000&lt;/span&gt; anıt bulunuyor. Topladığınız zaman, &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;75.000&lt;/span&gt; kültürel miras noktası anlamına gelir. Türkiye’de 50-55.000 bin köy olduğuna göre, her köye ortalama &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;1,5&lt;/span&gt; arkeolojik nokta düşüyor demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu madalyonun bir yüzü... Görünmeyen yüzündeyse, yaklaşık &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;100.000&lt;/span&gt; (yazıyla: yüz bin) defineci var! Gazetelerde tam sayfa ilanları yayınlanan "define arayıcısı" metal detektörlerden satın alan tam 100.000 kişi, Anadolu'yu her gün delik deşik ediyor. Bu tür bir kaçak kazı sırasında bulunarak, New York'a kaçırılan &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Elmalı Hazinesi&lt;/span&gt;'ni 15 yıl süren bir mücadeleden sonra Türkiye'ye getiren gazeteci Özgen Acar'ın deyimiyle, bugün Türkiye'deki her köyün "bir delisi, iki definecisi" var....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;75.000 arkeolojik mirasın 100.000 defineciye karşı umutsuz direnişi devam ediyor. Hatta siz bu yazıyı okurken harcadığınız zaman dilimi içersinde, bu noktalardan henüz keşfedilmemiş birinin yakınlarında bir yere, iki-üç kazma darbesi daha vuruldu! Her geçen gün bu rakam, birer-ikişer sıfıra doğru yaklaşırken, aslında biz eksiliyoruz....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmalanan Anadolu, aynı hızla yurtdışındaki müze ve özel koleksiyonlarda yerini alıyor. Focus'un bu sayısında yağmalanan Anadolu'yu ve bizden çalınan mirasımızı anlattık. Temel taşlarına kadar çalınan antik kentler, eşsiz heykeller Anadolu'dan nasıl götürüldü? Hepsi, Focus'un eylül sayısında...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19129094-113324894131855070?l=focusdergisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://focusdergisi.blogspot.com/feeds/113324894131855070/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19129094&amp;postID=113324894131855070' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113324894131855070'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113324894131855070'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://focusdergisi.blogspot.com/2005/08/her-kyn-bir-delisi-iki-definecisi-var.html' title='&quot;Her köyün bir delisi, iki definecisi var!&quot;'/><author><name>engin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_c8S07MpMRJE/TFflhax5otI/AAAAAAAABss/XNdx80pE8Xc/S220/kucukkucukbey.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19129094.post-113324901281893770</id><published>2005-08-25T10:31:00.000-07:00</published><updated>2005-11-28T23:31:12.190-08:00</updated><title type='text'>Bir fotoğraf karesinin düşündürdükleri...</title><content type='html'>&lt;div class="post-body"&gt;        &lt;p&gt;       &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/1942%20%20Guney%20Cephesi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/1942%20%20Guney%20Cephesi.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bazen okur daha dikkatlidir, sizin bir fotoğrafa bakıp da göremediğiniz ayrıntıları görür... Bu ay bize gelen en ilginç okur mektubunda, &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Mesrur Tulunay&lt;/span&gt; isimli okurumuz, Türk lejyonerler dosyasında yer alan bir "fotoğraf altı"na haklı olarak takılmış...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Fotoğraf altında tam olarak şu yazıyordu: "14 Temmuz 1942 tarihine ait bu kare, Alman ilerleyişinin en uç noktalarından birinde çekildi. "Güney cephesi"ni o günlerde Türkistan birlikleri savunuyordu..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesrur Tulunay haklı olarak soruyor: "14 Temmuz 1942 tarihi verilmiş olmasına rağmen, kışlık üniformalı askerlerin olduğu bir kare var. Doğruluğu incelenmiş bir kare mi acaba?" diye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kare, dünyanın en büyük görsel kütüphanelerinden biri olan Bettmann/Corbis kütüphanesinden satın aldığımız bir fotoğraftı... Fotoğrafın IPTC kısmında yer alan bilgiyse aynen şuydu: "&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;14 Jul 1942, Russia, USSR--- This photo was taken in one of the sectors of the Southern Front and shows a Red Army unit in action. They are on the offensive and hide behind small bunkers of dirt on which they brace they machine guns and rifles. Note the wounded man being cared for by his comrade. These red fighters are the cause of the slowing down of the Nazi push in Russia.&lt;/span&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Tulunay, Çetin Altan'ın deyimiyle, "şeytanın gör dediği"ni görmüştü. Bu sorunun iki cevabı olabilir. Birincisi, fotoğraf güney cephesinin yüksek düzlüklerinde, Don Nehri'nin yukarı havzasında çekilmiş olabilir. Fotoğraftaki 14 Temmuz tarihi tam da Almanların başlattığı "&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Operation Blau&lt;/span&gt;" yani Kafkasya cephesini açtıkları günlere denk geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci ve bana daha ilginç gelen olasılıksa, bu fotoğrafın propaganda amaçlı çekilmiş "bir kare" olması. Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz... Bu olasılık da elbet mümkün ve biz bu ayrıntıyı pekala atlamış olabiliriz! "Savaş muhabirliği tarihi", savaş meydanında yaratılmış mizansen fotoğraflarla doludur. Bu yönde aklıma gelen ilk kare, Iwo Jima'ya Amerikalıların bayrak dikmesi sahnesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem Mesrur Tulunay algıda bize yeni kapılar açtı, size dünyanın gelmiş geçmiş en büyük savaş muhabirlerinden Roberto Capa'nın, İspanya İç Savaşı sırasında çektiği ve sembolleşmiş karesini tekrar gösterelim. Kolaylıkla tanıyacağınız bu karenin altındaki öbür kareyse, bir İtalyan "fotoğraf tarihçisi" tarafından bulundu. Bu ikinci fotoğraf, Roberto Capa'nın ölümsüzleştirdiği o karenin yer aldığı makaranın devamında yer alıyordu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/milisin%20dususu-01.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/milisin%20dususu-01.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/milisin%20dususu-02.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/milisin%20dususu-02.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;           &lt;/div&gt;            &lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19129094-113324901281893770?l=focusdergisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://focusdergisi.blogspot.com/feeds/113324901281893770/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19129094&amp;postID=113324901281893770' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113324901281893770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113324901281893770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://focusdergisi.blogspot.com/2005/08/bir-fotoraf-karesinin-dndrdkleri.html' title='Bir fotoğraf karesinin düşündürdükleri...'/><author><name>engin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_c8S07MpMRJE/TFflhax5otI/AAAAAAAABss/XNdx80pE8Xc/S220/kucukkucukbey.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19129094.post-113324908556848145</id><published>2005-08-14T21:18:00.000-07:00</published><updated>2005-11-28T23:30:09.710-08:00</updated><title type='text'>Acilen "Clark Kent"ler aranıyor!</title><content type='html'>&lt;p&gt;       &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/clark%20kent.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/clark%20kent.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bamboocha çekirdek aileyle eğlenmek, dost insanlarla tanışmak, şömine ateşinin önünde keyif çatmak... Bamboocha hayata koca bir kaşıkla dalmak demek!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;İyi haberimiz bu.&lt;/span&gt; Bendeniz, ailenizin gazetecisi, dördüncü tekil şahıs dostunuz, kalplerdeki kaymak Ali Işıngör, dün, 31 yıllık hayatının en anlamlı, en güzel işlerinden birini yaptı... Bir insanın hayatını kurtardım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi bir "&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Bamboocha&lt;/span&gt;", gözlüklerinin arkasından her an uzaya fırlayabilecek bir "&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Clark Kent&lt;/span&gt;" yani &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Süpermen&lt;/span&gt; gibi hissetmeme neden olan olayı anlatayım. İhtiyaç sahibi 35 yaşındaki birine, neredeyse yaşıtım olan bir insana "bir ünite trombosit" vererek, onun yaşamasını sağladım. Hayat kurtarmak çok garip bir duygu, özellikle de kurtardığınız insan yaşıtınız ya da genç bir bebekse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsteyen bu yazıyı okumayı, burada bıraksın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi kötü haberi veriyorum. &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Benim "Clark Kent"liğim sadece 24 saat sürecek&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;!&lt;/span&gt; Adını dahi bilmediğim bu genç insan, bir önceki gün koskoca İstanbul'da B RH+ kan grubu trombosit sağlayacak bir "insan evladı" bulamamıştı! Dün benim iki saatimi ayırıp, bu insana verdiğim bir ünitelik trombosit, ağır bir lösemi geçiren bu insanı bir 24 saat, bilemediniz bir 48 saat daha yaşatacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İnsan eti ağırdır" der eskiler. "Birisini yaşatmak için bu kadar çabaya değer mi?" diye soracak olanlar, bu kişinin kendi anne-babası, kızı ya da sevdiği insan olduğunu düşünsünler sadece... Dün bana nasıl teşekkür edeceğini bilemeyen Neriman Hanım için içerde bir ünite trombosit bekleyen kişi, onun "sevdiği erkek"ti... Yarın, sizin erkeğiniz ya da kadınınız olabilir bu kişi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmeyenlere hemen anlatayım: Trombosit, herkesin kanında bulunan ve kanda pıhtılaşmayı sağlayan madde. Bir ünite trombosit bağışlamak istediğinizde bir makineye bağlanıyorsunuz ve bir kolunuzdan alınan kan, bu hücrelerin "çok küçük bir kısmı" alınarak diğer kolunuzdan size geri veriliyor. Bir başka deyişle, vücudunuzdaki kan miktarı azalmadığı için, "kırmızı kan" bağışından sonra görülen halsizlik ve güçten düşme sorununu yaşamıyorsunuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trombositler ortalama ömürleri dokuz gün süren hücreler olduğu için, insan bedeni, vücudundaki trombosit hücrelerini &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;üç gün&lt;/span&gt; içinde yenileyebiliyor. Kısacası, size sadece iki saate mal olacak bir işlem bu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün, 14 milyonluk bu kentin tek "Clark Kent"i bendim... Eğer siz de bu ayrıcalığı yaşamak istiyor ve kan grubunuz B RH+ ise, Neriman Hanım'ı &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;0537 318 21 35&lt;/span&gt; numaralı telefondan arayın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bana inanın, bir yaşam kurtarmanın ve hayatta bir günlüğüne "Clark Kent" olmanın hiçbir zararı yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Neriman Hanım'ın eşi, İstanbul-Cerrahpaşa'da yatıyor. Diğer kan gruplarından birine sahipseniz, yardım edebileceğiniz diğer insanların çığlıklarını &lt;a href="http://www.kanbankasi.gen.tr/acil-kan-duyulari.phtml"&gt;buradan&lt;/a&gt; duyabilirsiniz...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19129094-113324908556848145?l=focusdergisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://focusdergisi.blogspot.com/feeds/113324908556848145/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19129094&amp;postID=113324908556848145' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113324908556848145'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113324908556848145'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://focusdergisi.blogspot.com/2005/08/acilen-clark-kentler-aranyor.html' title='Acilen &quot;Clark Kent&quot;ler aranıyor!'/><author><name>engin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_c8S07MpMRJE/TFflhax5otI/AAAAAAAABss/XNdx80pE8Xc/S220/kucukkucukbey.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19129094.post-113324919381459066</id><published>2005-08-13T15:58:00.000-07:00</published><updated>2005-11-28T23:26:33.816-08:00</updated><title type='text'>Bir geometri objesi olarak kravat</title><content type='html'>&lt;p&gt;       &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Eylül sayısı için, &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;“Her erkeğin boynunun borcu: Kravat”&lt;/span&gt; isimli yazıyı hazırlarken, rüyamda kravat görmüşlüğüm vardır. Öyle ki, sokakta yürürken insanların kravatına gözümü dikip hangi bağlama yöntemini kullandıklarını çözmeye çalıştım. Daha önce duydunuz mu bilmiyorum; Cambridge Üniversitesi’nden fizik doktoru Thomas Fink ve Yong Mao, kravat üzerine ciddi ve uzun süreli bir çalışma yaptılar. Ortaya “kravat bağlamanın matematiksel teorisi” ile birlikte tam 85 ayrı biçimde kravat bağlanabileceği sonucu çıktı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://sxc.hu/pic/2/m/b/ba/baikahl/249492_9373.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt; Bu iki uzmanın çalışmasının temelinde, kravatın &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;“bir geometri objesi” &lt;/span&gt;olarak değerlendirilmesi yatıyor. Biri yavaş hareketlerle kravatını bağlarken, diğeri elinde kamerayla bağlama hareketlerini kaydeden iki bilim adamı, bu görüntüleri defalarca izleyip sonuca ulaştılar. Sonuç, matematikçiler arasında &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;“random walk”&lt;/span&gt; olarak bilinen ve kravat bağlarken yapılan hareketleri birbirine bağlayan bir haritaydı. Bu harita, yaygın olarak bilinen birkaç kravat bağlama stilinin çok ötesinde, tam 85 ayrı biçimde kravat bağlanabileceğini kanıtladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel gözlemlerime dayanarak şunu söyleyebilirim ki, aradan geçen yüzyıllara rağmen erkeklerin yüzde 90’ı, Windsor dükü Sekizinci Edward’ın yarattığı ve hâlâ onun adıyla anılan &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;“Windsor”&lt;/span&gt; tekniğiyle kravatını bağlıyor ve takılabilecek en çirkin kravatları takıyorlar... :)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19129094-113324919381459066?l=focusdergisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://focusdergisi.blogspot.com/feeds/113324919381459066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19129094&amp;postID=113324919381459066' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113324919381459066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113324919381459066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://focusdergisi.blogspot.com/2005/08/bir-geometri-objesi-olarak-kravat.html' title='Bir geometri objesi olarak kravat'/><author><name>engin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_c8S07MpMRJE/TFflhax5otI/AAAAAAAABss/XNdx80pE8Xc/S220/kucukkucukbey.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19129094.post-113324929227267307</id><published>2005-08-12T19:32:00.000-07:00</published><updated>2005-11-28T23:30:36.253-08:00</updated><title type='text'>Kitaplar sahiplerini buldu!</title><content type='html'>&lt;p&gt;       &lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/darth%20philips.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/darth%20philips.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;"Zerdüşt, İran kökenli ve soyadını mitolojiden seçen şarkıcı kim?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soruya doğru cevap veren 5,15, 25, 35 ve 45. okurlarımız, bizden Arkabahçe Yayınları'ndan çıkan "&lt;a href="http://focusdergisi.blogspot.com/2005/08/ikinci-yarmamz-balad.html"&gt;Kötülük Labirenti&lt;/a&gt;" kitabını kazandılar. Önce bu sorunun şıklarını hatırlayalım:&lt;br /&gt;a) Freddie Mercury&lt;br /&gt;b) Ajda Pekkan&lt;br /&gt;c) Charles Mingus&lt;br /&gt;d) Elvis Presley&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soruya cevap verenlerin büyük bir kısmı, &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;yüzde 71&lt;/span&gt;'i doğru cevap olan "a" şıkkını seçmiş... Gelmiş geçmiş en büyük kontrbas ustalarından Charles Mingus'u seçenlerse, yüzde 23 ile hiç azımsanmayacak bir orandaydı. Merak edenlere, diğer şıkların ne oranda seçildiğini söyleyelim. Elvis Presley'i işaretleyenler yüzde 4 oranındayken, geriye kalan yüzde 2'lik bir kitle Ajda Pekkan'ı seçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Episode 2 ve Episode 3 arasında geçen ve Star Wars filmlerinde yer almayan olayların anlatıldığı "Kötülük Labirenti" kitabını kazanmaya hak kazanan okurlarımızın adlarıysa şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Suzan Can&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Eren Şıracıoğlu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Kerem Erdoğan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Berivan Akmanoğlu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Onur Akansel&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okurlarımıza kazandıkları kitapların bilgisi, ayrıca elektronik posta yoluyla duyurulacaktır. 19 Ağustos'a kadar bize bildirilmiş olan elektronik postalar aracılığıyla ulaşamadığımız talihliler, haklarını kendilerinden sonra doğru şıkkı işaretleyen okura bırakacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yarışmamız, &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;15 Ağustos Pazartesi&lt;/span&gt; günü başlıyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19129094-113324929227267307?l=focusdergisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://focusdergisi.blogspot.com/feeds/113324929227267307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19129094&amp;postID=113324929227267307' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113324929227267307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113324929227267307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://focusdergisi.blogspot.com/2005/08/kitaplar-sahiplerini-buldu.html' title='Kitaplar sahiplerini buldu!'/><author><name>engin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_c8S07MpMRJE/TFflhax5otI/AAAAAAAABss/XNdx80pE8Xc/S220/kucukkucukbey.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19129094.post-113324938708253571</id><published>2005-08-08T22:30:00.000-07:00</published><updated>2005-11-28T23:29:47.083-08:00</updated><title type='text'>Eylül sayısından "birkaç satır"...</title><content type='html'>&lt;p&gt;       &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/kravat.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/kravat.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Günümüzde AB ülkelerinin Çin tekstiline karşı uyguladığı kotaların bir benzeri, üç asır önce Hindistan’a uygulanmıştı. Hem de ipek kravatlar yüzünden! “Calico yasaları” ile İngiltere’ye girişi 1702’de yasaklanan kravat kumaşları, ambargoyu delmek için bu kez “bandana” adıyla ve henüz bir koloni olan Amerika üzerinden Avrupa’ya sokuldu! Vahşi Batı'nın tozlu düzlüklerinde kovboyların “tam aradığı şey” olan Hint kravat kumaşı, Amerika’nın yeni sembolü olacaktı...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;"&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Her erkeğin boynunun borcu: Kravat&lt;/span&gt;" başlıklı yazıdan...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19129094-113324938708253571?l=focusdergisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://focusdergisi.blogspot.com/feeds/113324938708253571/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19129094&amp;postID=113324938708253571' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113324938708253571'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113324938708253571'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://focusdergisi.blogspot.com/2005/08/eyll-saysndan-birka-satr.html' title='Eylül sayısından &quot;birkaç satır&quot;...'/><author><name>engin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_c8S07MpMRJE/TFflhax5otI/AAAAAAAABss/XNdx80pE8Xc/S220/kucukkucukbey.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19129094.post-113324956662032519</id><published>2005-08-03T15:44:00.000-07:00</published><updated>2005-11-28T23:32:46.620-08:00</updated><title type='text'>Bağır yoksa kaybolursun!</title><content type='html'>&lt;p&gt;       &lt;/p&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/blog%20acilis.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/blog%20acilis.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bağır yoksa kaybolursun! İnternetin asi çocuğu bloglar, sadece haber sitesi ve gazeteleri değil, CNN, BBC gibi haber kanallarını sarsıyor! Bloggerlar, Felluce’de bir gazeteci; Filistin’de evi yıkılan bir çocuk; Almanya’da neo-nazilerden dayak yiyen bir Yahudi; İstanbul’da ise mutsuz bir öğrenci... Tarih kitaplarında adları yazılmayan “sessiz çoğunluk”, milyonlarca sayfa yazıyla, dünyaya ilk defa “biz de varız” diye bağırıyor!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;a href="http://mtlda.blogspot.com/"&gt;Mtlda&lt;/a&gt;"nın hazırladığı blog dosyası, ağustos sayısında!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19129094-113324956662032519?l=focusdergisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://focusdergisi.blogspot.com/feeds/113324956662032519/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19129094&amp;postID=113324956662032519' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113324956662032519'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113324956662032519'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://focusdergisi.blogspot.com/2005/08/bar-yoksa-kaybolursun.html' title='Bağır yoksa kaybolursun!'/><author><name>engin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_c8S07MpMRJE/TFflhax5otI/AAAAAAAABss/XNdx80pE8Xc/S220/kucukkucukbey.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19129094.post-113243136380782668</id><published>2005-07-31T01:57:00.000-07:00</published><updated>2005-12-07T07:44:15.326-08:00</updated><title type='text'>İlk denizkızı çöl kenarında doğmuştu!</title><content type='html'>&lt;p&gt;       &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/denizkizlari1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/denizkizlari.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bu ayki derginin en hoş konularından biri, hiç şüphesiz, denizkızlarının tarihçesine ilişkin olanı... Yaygın kanının aksine, denizkızının "anavatanı" Antik Yunan kentleri değil, Suriye Çölü'nün kurak bir kasabasıydı! Nizip'in 40 kilometre güneyinde, Suriye Çölü'nün yanı başındaki Menbiç kasabasında doğan "ilk denizkızı", Asur tanrıçası &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Atargatis&lt;/span&gt;'ten başkası değildi!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Asur mitolojisine göre, tanrıça Semiramis'in kızkardeşi &lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Atargatis&lt;/span&gt;, ölümlü bir çobana tutulur. Aşkına, cevap vermeyen çobanı öldüren Atargatis, yaptığından pişman olunca, intihar etmek için kendini bir uçurumdan denize atar. Sular bu güzel tanrıçanın ölmesine razı olmaz, bedeninin yarısını bir balığa dönüştürerek onun yaşamasına izin verilir. Tanrıça, işlediği günahın bedelini, denizlerde sevdiğine ağıtlar yakarak ödemek zorundadır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atargatis'in öyküsü, dünyanın bütün denizlerini dolaştı. İskandinav efsanelerinde, Ortaçağ'ın karanlık metinlerinde, Japon halk masallarında ve daha pek çok yerde karşımıza çıkan denizkızlarının izini, Focus'un bu ayki sayfalarında sürdük...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19129094-113243136380782668?l=focusdergisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://focusdergisi.blogspot.com/feeds/113243136380782668/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19129094&amp;postID=113243136380782668' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113243136380782668'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19129094/posts/default/113243136380782668'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://focusdergisi.blogspot.com/2005/07/ilk-denizkz-l-kenarnda-domutu.html' title='İlk denizkızı çöl kenarında doğmuştu!'/><author><name>engin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_c8S07MpMRJE/TFflhax5otI/AAAAAAAABss/XNdx80pE8Xc/S220/kucukkucukbey.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
